25 Ağustos 2016 Perşembe

SEMPATİK OLMAK VE EMPATİ YAPMAK



Dilimizde empati kelimesinin karşılığı olarak benim bildiğim bir kelime yok.
Kompüter, çip, kuaför, mega gibi kelimelerin karşılığının olmamasını anlamak mümkün olsa da empatinin karşılığının olmamasını anlamak mümkün değil. Çok seneler önce Ferideddin Attar demiş ki: “halka,  kendine yapılmasını istediğin şeyi yap”. Aslında empatiyi tarif etmiş. Ama böyle bir kelimemiz yok. Böylece biz empati yapmayı bilemeyiz. Öğrenmemiz lazım. Belki de okulda çocuklara hiçbir şeyi değil ama empati yapmayı öğretmeyi amaçlayabiliriz.

Kendisi ie yapılan bir  röportajda  şair Adnan Özer bir soruya cevaben şöyle diyor: “gereksiz empatiler kurmaya çalışıyorsun insanlarla.” Bunu sevilmek arzusu, bugün  sevilmek arzusu ile ilişkilendiriyor. Burada  yazar  aslında insanoğlunun büyüme ve gelişmek serüveninden bir aşamanın kesitini almış bulunuyor. İnsanın böyle bir zamanı, çağı olabilir gerçekten ve bazı insanların  oraya uğramadan da yol almaları mümkündür. İsmet Özel gibi şöyle diyen insanlar da olabilir:  “Onun için insanlara  sempatik falan filan gözükmeye lüzum yok. Düzgünce işler yapmak lazım.”  “Gereksiz empati”  sözünü eden insan belli ki bir şeye kırgın. Ama en çok da kendine kırgın. Böylece İsmet Özel’in dediği, insanlara sempatik gözükmeyi gaye edinmiş bir insanın bu ilgiyi göremediğindeki kırılganlık  ve pişmanlığının  aslında  haklı olmadığını da anlamak zorundayız.  Yani sen sempati kazanmak için empati yapmıştın zaten. Bu konuşmaların varacağı nihai yer iyilik yapmak ve denize atmak sözümüzde gizliydi.

18 Ağustos 2016 Perşembe

İHTİYARLAMAMIŞ YAŞLILAR

Muhammed amca aradı Antakya'dan. "Sen bize kendini unutturmaya çalışıyorsun ama kusurumuzu affet biz beceriksiz insanlarız seni unutamayız", dedi.
Nerde bende o kalp, o terbiye.
Yaşasın büyüklerimiz.

16 Ağustos 2016 Salı

TAKVİM YAPRAĞI YIRTMAK

Evinde, iş yerinde duvar takvimi asılı olmasına rağmen, 2 ay öncesini gösteren  takvime sahip insanlar görmüşsünüzdür. Sevdiği bir yakını askere gittiği için, öldüğü için, hastaneye yattığı için yırtmayanlar olabilir ama sırf tembelliğinden yırtamayanlarımız da var.
Takvim yapraklarını her yırtışımızda, ömrümüz de ölüme doğru yaklaşıyor. Bunun farkında olmak da zor.
Ama en azından günlük hayatımızda öğrenmeye  ve öğretmeye çalışırken takvim yaprakları gibi  olmayı seçebiliriz. Her gün azıcık. Her gün biraz.
Ama her gün.
Hiç atlamadan.
Her gün ders çalışmak yerine bir hafta yan gelip yatıp, sonra da sabaha kadar ders çalışmak; takvim yapraklarını 15 gün yırtmayıp da sonra 15 günlük  takvim yaprağını topluca  yırtmaya benziyor.
İyi değil.
Doğru değil.

12 Ağustos 2016 Cuma

DERT DEĞİL

Yalnızım ama bu dert değil.
Anladığım kadarıyla para ve güç peşindeyiz.
Çarli Çaplin'den bir söz okudum. Diyor ki:"güç başkalarına kötülük yapmak   için gereklidir. Diğer bütün işleri sevgi ile yapabilirsiniz."
Çok özet olmuş.

10 Ağustos 2016 Çarşamba

HAK VERESİN GELİR

Öyle şeyler yaşarsın, öyle şeylere şahit olursun ki park yeri kavgasından katil olana hak veresin gelir.

9 Ağustos 2016 Salı

BAYILMAK



Bayılmak dediğimizde geçici olarak ortaya çıkan bilinç kaybı ve ona eşlik eden düşme, yığılma halini anlarız. Yatmaktan daha ziyade ayakta olan veya oturan insanın bayıldığını anlayabiliriz veya bayıldığına hükmederiz. Yatmakta olan bir insan da baygınlık geçirebilir ve bu biraz daha fazla tıbbi bilgi gerektiren bir konu olabilir.
Sizlere son zamanlarda şahit olduğum bayılmaları sıralayacağım:
1. Ameliyathanede bize yardımcı olan hemşire hanım bayıldı.
2. Ameliyathanede bize yardımcı olan tıp talebesi bayıldı.
3. Polikılinikte çocuğuna yardımcı olduğum anne bayıldı.
4. Polikılinikte kendine yardımcı olduğum hasta bayıldı.
5. Polikılinikte muayene etmekte olduğum hastanın ağabeyi bayıldı.
Burada şöyle bir farkı dile getirmeliyim: bu durumların hepsinde de ben olayın gelişmekte olduğunu fark ettim ve ilgili şahsı hemen yere yatırdık. Evet bu yapılması gereken ilk şey. Yere yatırmak, düz bir yere yatırmak. Ardından ayakları yükseltilebilir. Bu hareket ile kan akımının kısa bir süre için de olsa azalmasını istemediğimiz bir organ olan beyine kan gitmesine destek vermiş oluruz.
Aslında bayılmak üzere olan insanın da yere yığılması adeta vücudun kendi kendini korumaya alma gayretidir. Sinir sistemi beyne giden kanın azaldığını fark edince kişiyi bayıltıyor ve yere yığıyor ki beyne giden kan azalmasın. Biz kişiyi yere yatırmakla bunu kontrollü yapmış oluyoruz. Değilse düşerken kafasını ve yüzünü etraftaki cisimlere çarpıp yaralayabilir.
Halkın davranışları arasında su içirmek ve kolonya sürmek gibi eylemler var. Kolonya sürmek keskin kokusu nedeni ile kişinin kendine gelme sürecinde uyarıcı olabilir. Su içirmek, ancak kişi kendisine geldikten sonra mesela sıcaklardan ve susuzluktan bayılmışsa yararlı olabilir. Ancak henüz kendine gelmemiş birine zorla su içirmeye kalkmak zararlı bile olabilir.
Şeker hastası olup da boncuk boncuk terleyerek bayılan  birine ise meyve suyu içirmek yararlı olabilir.


Ben böyle yazıları yazmaya bayılmıyorum. Siz de beni okumaya bayılmıyorsunuz. Ama insanlar imam bayıldı yedikleri günlerde de başka günlerde de bayılmaya devam ediyorlar.
Bayılacağınızı hissedecek olursanız hiç değilse kafanızı eğerek çene ucunuzu göğüs duvarınıza değdirmeye çalışın. Bu sayede de beyine giden kan akımı artar.