Ana içeriğe atla

Kayıtlar

HASTANEMİZ GİRİŞİNDEKİ GÜVENLİK KAPISI VE ÜLKEMİZİN BENZERLİKLERİ

Hastanemizin  3 tane giriş kapısı var.
Acil giriş kapısı.
Orta giriş kapısı.
Polikılinik giriş kapısı.

Bunların her birinin hemen 3 adım ötesinde güvenlik kapısı var. Arasından geçerseniz "biip" diye ötüyor. Bu ötüşlere kimseler aldırış etmiyor.
Herkes geçmiyor güvenlik kapısından.
Ben inatla geçiyorum.
Kime inat?
Ordan geçmeyi radyasyon alırım endişesiyle  pas geçenlere inat.
Peki bu güvenlik kapıları niye koyuldu?
Ya peki bugüne kadar hastanelerde yaşanan adi suçların oranı toplum ortalamasının üzerinde mi altında mı?
Bu kapılardan herkesi geçirmek mümkün mü?
Bu kapılardan herkesin her zaman geçmesi mümkün mü?
Şimdi bir kıyaslama yapalım.
Bu kapılar ülkemizdeki kanunlara ve kurallara benziyor.
Herkese uygulanmıyor.
Herkes uymuyor.
Herkes uysun diye koyulmuyor.
Herkes bütün bunları biliyor.
O yüzden dedi bana bir yakın arkadaşım:"bunları niye yazıyorsun? Yazma. Herkes biliyor bunları. Onlar böyle yaşamaktan yana memnunlar ".





En son yayınlar

Müslüman olmak, kutu sahibi olmak, kalp sahibi olmak

İsmet Özel son yazılarından birinde  şu cümleyi kurdu: "...yani Müslümanlık dediğimizde bir demografik vakıadan söz ediyorsak  en sahici münakaşa mevzuu Allah'ın Müslümanların tarafını tutup tutmadığı  olmalıdır" ( 30 Kasım 2017, İstiklal Marşı Derneği'ne ait internetteki sayfalar).
..
Bu kenarda kalsın. Elde var bir, olsun.
...
Müslüman kelimesinin görünürdeki anlamı kurumsal, demogırafik bir anlam olsa da gerçek anlamı teslim olan, yani Allah'a teslim olandır.
Bu teslimiyeti gösterememiş veya yarımyamalak göstermiş insanların bir kalpleri olmaz.
Kutuları olur.
Orda bazı şeyleri biriktirirler.
Para biriktirirler.
Eşya biriktirirler.
Makam biriktirirler.
Bina biriktirirler.
Toprak biriktirirler.
Kibir biriktirirler.
Gurur biriktirirler.
Giderek, bu dünyada herşeyin iyisine, güzeline kendini lâyık gören böyle bir insanın Allah'a teslim olması söz konusu değildir.
Benim böylesine bir konuda düşünmem ve bunları dile getirmem içinde bir iddia barındırmıyor. Tam…

BEŞ DUYU VE TÖVBE

Japoncam
Gürcücem
İngilizcem
Okumalarım
Yazmalarım
İyi bir hayatım oldu
Sevgim oldu epeyce
Sevdiklerim oldu
İstemesem de bazen küfür
Bazen beddua ettiğim oldu
Bir çaresizlik gibiydiler
Tövbe etsem de yine yaptığım oldu
Hayat ve insanlar hakkında öğrendiklerim
Beni iyi bir insan yapmaya yetmedi
Yaşadıkça öğrenecek
Öğrendikçe yaşayacaktım


NHK TELEVİZYONU VE KOBANİDE TÜFEKLİ KIZ ÇOCUĞU

Kobanide  yaşadığı anlaşılan
Kız çocuğunun
Gökyüzüne doğru otomatik  bir silahla ateş etmesini takiben
Uçan kuşları sunuyor bize NHK
suşi tarifinden fırsat bulduğu bir ara
Meğer Japonlar
Yirmi yıldır Japonca çalışan beni değil de
Kobanide havaya
Otomatik  silahla ateş  açan
Kız çocuğunu seveceklermiş
Meğer Japonlar
Tokyo'da metroda uyurken
Kobaniyi delik deşik eden benmişim.

SAATİN DOKUZ OLMASI

pansumanlar, direnler
Kongreler
Bu bir roldür, diyor adam
Dinazor olarak sunuyor kendini
Benden bir yaş büyük olduğunu öğreniyorum
Kafamda absürd fantaziler
Saatin 9 olması
Purogramda 9'da konuşma olması
Konuşmanın 9'da yapılacağı anlamına gelmiyor
Gelmiyor kadın
Cevap bile vermiyor

SABAH, TIRAŞ VE MÜFTÜ

Tıraş oldum.
Sabah oldu.
Bizet'in serenadını dinledim.
Cami soğuktu ve müftünün duası insanı canından ve dininden bezdirecek kadardı.
Bir gazetecinin sorusu asılı kaldı kulaklarımda:
Kirada oturan gazilerimiz varken sen nasıl olup da ıskaladığın daha güzel bir hayata hayıflanabilirsin.
Nasıl.
Soğuk ve beyaz.


HAYATIMIZDAKİ RENKLER VE RENKLERİN HAYATI

Toplumlardaki   farklı yapıda ve düşüncede insanların  varlığının bir çatışma konusu olmak yerine güzellik olarak algılanması gerektiği yönünde tartışmalara denk gelmişsinizdir. Gerçekten de dünya hep aynı renkle donatılmış olsa, en azından eşyaların birbirinden ayırt edilmesi mümkün olmazdı.
Fakat dikkatimizden kaçırmamamız gereken bir husus var  ve o da şudur: dünyadaki renkler birbiri ile çatışmazlar. Renkler sadece vardır. İnsanlar sadece var olmakla kalmazlar davranış da sergilerler. Davranışlar ise iyi veya kötü olabilmektedir.

SOĞAN BAŞI VE BAŞIMIZA GELENLER

Türkçemizde "baş ol da isterse soğan başı ol" diye bir söz var. Ben bugün bu söze şöyle biraz yan bakacağım.
Eğer insanlara baş olmak iyi bir amaç uğruna olacaksa, başa geçmek başka insanlara iyilik  yapmak amacı taşıyorsa, kim baş olsa fark etmez. Ben de olsam, komşum da olsa olur. Eğer baş olmakla,  başa geçmekle maksat bazı insanlara kötülük yapmaksa da bizler kötülük yapmayı beceremeyeceğimize göre başkaları yapsın.
Böylece soğan başı olmakla insanlara baş olmak biraz farklıdır, diyebiliriz.
Yada bunlar baş olamamış bir adamın züğürt tesellisi sayılmalıdır.
Resim: Z. Yaman

BİR HAYATI DOLDURMAK BİR DEFTERİ DOLDURMAK

Doldurduğun defterler
Dolduramadığın  bir hayat yüzünden mi
Diye sordum kendime
Cevap sessizdi
Sessizdi ev
Sessizdi sokak