21 Temmuz 2014 Pazartesi

ZAVALLI MIYIZ, KEŞANLI MIYIZ?


İnsanın Tanrıya  ibadet edebilmesi bile iyi olduğunun göstergesi. İyi olmasan ibadet edemiyorsun. İyi olmasan düşünemiyorsun, yazamıyorsun, gülemiyorsun, uyuyamıyorsun. Sedece iyi olmak istiyorsun.
Lı-eki dilimizde bir yerli olmak anlamına gelebiliyor. Ankara-lı, Sivas-lı, Konya-lı, gibi.
Bir de zavallı var.
Bu zavallı, herhangi bir yere işaret etmiyor.
Tek tek ve hep beraber,  insan olmak, zavallı olmaya çok yakın.

17 Temmuz 2014 Perşembe

SORMAK LAZIM DEĞİL MİYDİ "iNSANSIZ HAVA ARAÇLARI NİÇİN YAPILMIŞ"

Yahya Çiftçi,  Çelimli Çalım adlı dergide şunları yazmış: "Bu İnsansız Hava Araçları ('insansız deniliyor, öbürlerinde insan olduğu sanılsın diye) önceleri..."

...
Çok etkileyici buldum. İçinde biyolojik bir varlık olarak bir pilotun var olduğu ve fakat bomba atıp bir yerlerde hiç yüzlerini bile görmediği kadınları, çocukları, yaşlıları öldüren birine nasıl insan diyeceğiz. Büyüyünce bunun için mi pilot olacağız.
Sonra da insansız olanını üretmişler. Neden acaba? Belki de pilotlara zor gelmiştir. Belki de onların çoğu ruh hastası olmuştur. Bunları bilmiyoruz.
...
Yazının devamında şu cümleler var ve bunlar da üzerinde düşünmeye değer: "Evet dünyada ülkeler var ve bu ülkelerin orduları var. Fakat bu orduların hiç biri ABD ile savaş halinde değil. Hepsi ya Müslüman tehlikesiyle savaşıyor ya da Amerika harita değişikliği vesair yapmak istediği zaman birbirleriyle savaşıyor. Amerikan orduları Amerika dışında her yerde faaliyet gösteriyor. Ve hiç bir orduyla savaşmıyor."
..
Sonra ben hastaneme geliyorum. Hangi doktor çok performans yapıp çok para kazanıyormuş ona mı bakacakmışım? Hangi doktor en çok merhametsizlik göstermiş? Hangi doktor, hangi yazlık komşusu ile kavgalıymış? Hangi doktor hangi arabasını değişmiş? Hangi doktor benden daha akıllıymış?
Bu da yetmezse Amerika'daki dergilere yazılar gönderip kabul edilirse gururlanacak mıyım?
...
Nedir bu sefillik. Nasıl bir yaşamak.
Deniliyor ki insana taşıyamayacağı yük yüklenmemiş.
Şikayet edecek durumda da değilim.
Ama yeniden düşünmeye değmez mi:  "Evet dünyada ülkeler var ve bu ülkelerin orduları var. Fakat bu orduların hiç biri ABD ile savaş halinde değil. Hepsi ya Müslüman tehlikesiyle savaşıyor ya da Amerika harita değişikliği vesair yapmak istediği zaman birbirleriyle savaşıyor. Amerikan orduları Amerika dışında her yerde faaliyet gösteriyor. Ve hiç bir orduyla savaşmıyor."

16 Temmuz 2014 Çarşamba

HAYAT ANSİKLOPEDİSİNDEKİ YANLIŞ BASKI

Bir kitapta, bir dergide  yanlış basılmış bir harf görünce hemen dikkatimi çeker ve eğer mümkün olursa ilgili yere bildirmeyi bir vazife bilirim. Buna iştahım oldu hep. Hele bir de beğendiğim bir yayınsa, tekrarlayan baskılarında bu olmasın diye, buna katkım bari olsun diye telaş ederim.
Kimi zaman teşekkür cevabı alsam da çoğu kere tepkisizlik  ile karşılaşırım.
Hayat Ansiklopedisi, çocukluğumda baba evinde kitaplıkta olan en değerli kitaplardı. Okul ödevlerimiz için vazgeçilmez başvuru kaynağıydı. Bir çok kimse bizden yardım isterdi. Fotokopi yok, internet de yok. İlçede ciddiye alınabilir bir kütüphane de yoksa bir de.

Geçen gün Hayat Ansiklopedisinin sayfaları arasında gezerken, bir yanlışa denk geldim. Bu önemli bir söz oldu şimdi. Bir yanlışa denk geldim, diyorum. Demek ki 40 yıldır habire yanlışlara denk gelmemişim. Nasıl da bu kadar az hata ile o kitapları o zaman dizmişler. Yapanlara bıravo doğrusu.

Günümüzde bir kere hiç bir şey yoksa, yazdığınız bilgisayar kırmızı çizgi ile dil ve imla kuralı hatalarını bulup dikkatinize sunuyor.

三年足らず


14 Temmuz 2014 Pazartesi

İNGİLİZCE KONUŞAN AMERİKALI ÇOCUKLAR HAKKINDA DAĞLAR NE DÜŞÜNÜYOR




Anne ve babası ile beraber televizyon seyreden Dağlar, bir ara Amerikalı çocukların çok  akışkan bir şekilde İngilizce konuştuklarına şahit olunca şöyle demiş babasına:

bunlar bu yaşta İngilizceyi nereden bu kadar iyi bilecekler ki, atıyorlardır ya!”.

FİZYOLOJİK DOKU GENİŞLEMESİ, PATOLOJİK DOKU GENİŞLEMESİ, İYATROJENİK DOKU GENİŞLEMESİ

Pilastik cerrahide doku genişletme tekniği diye bir tedavi yöntemi var. Sağlam deri dokuları altına silikon balonlar yerleştirilerek serumla dolduruyoruz ve bir süre sonra üzerindeki deri genişleyince, fazla deriyi arzu edilen yere  taşıyoruz. Sıklıkla kullandığımız yer saçlı deri bölgesi.

Bazen vücudumuzda ortaya çıkan tümörler üzerlerini örten deriyi ve hatta tırnağı bile büyütüp genişletebilirler.

Bir de hamilelikte olan doku genişlemesi var.

9 Temmuz 2014 Çarşamba

DÜNYA YANSINMIŞ

çayla kekin arasına
kılip giriyor
giriyor yağmur dünyamıza
"Yağmur'un bir damla gözyaşına   dünya yansın"
diyor kadın
nasıl?

8 Temmuz 2014 Salı

ESKİ AMA TEMİZ, YENİ AMA KİRLİ

Arkadaşımla eski bir camiyi gezerken temizliği dikkatimizi çekti. Fark ettik ki ne kadar eski olursa olsun, temiz oldu mu  hayranlık uyandırmaya devam ediyordu. Yeni yapılan ve sadece yeni oluşu dolayısıyla güzel gözükmeye çalışan bir binada ise kirlilik hiç bir başka yerde dikkati çekmediği kadar hızlı dikkatimizi  çekebiliyordu.
Ne eskiyi nede yeniyi sadece eski veya yeni oldukları için övmek mümkün değil. Fakat temizlik övülebilir. Kirlilik kötülenebilir.

29 Haziran 2014 Pazar

SEVGİLİ ÖMER

Sevgili Ömer,
Merhaba.
Ben Oğuzhan.
Senden çok zaman oldu haber alamıyorum.
Belki de arıyorsun da bana ulaşamıyorsun.
Seni özlediğimi söylemek istedim.
Yeni tanıştığımız günlerdeydi.
Oosaka şehrinin benim için çok yeşil, çok sıcak, hatta sımsıcak sokak ve caddelerinde gezip seninle birbirimizi anlamaya çalışırken, bir gün bana demiştin ki: "Oğuzhan biliyor musun Çin'de selam verirken -yemek yedin mi- diye başlarlar."  Biraz kınanacak bir şey gibiydi sanki.
Fakat Ömer zaten  Dünya'daki  insanların çoğu sadece boğaz tokluğuna çalışıyor.
Yani insanın yemek yeyip yememiş olmasını merak edebiliriz. Belki karnı aç da olabilir.
Ama ben seni özlediğimi hissettim.
Hayatta kendisi için bir şey yapmak istediğim ama hiç bir şey yapamadığım insanların başında sen varsın.
Geçen hafta Hena Hanım aradı. Antakya'dan arkadaşım.
Çok kuvvetli olmayan bedenine rağmen çalışıyor ve alın teri ile bileğinin hakkı ile evinin geçimini sağlıyor. Ama sigortalı olup emeklilik hakkı da olsun istiyor. Belediye başkanına kadar ulaşıp kendisine bir iş olanağı sağlanabilir mi diye ricada bulundum. Aylar geçti.
Bir gelişme olmadı. Kendisi geçen gün belediyeye gitmiş. Çok zeki bir insan. Orda çalışanlara  başkanla görüşmek istediğini  söylemiş. Onlar da görüştürmemek için türlü bahaneler sunmuşlar. Ama oda çok kalabalıkmış ve çok sayıda insan oturuyormuş. O da demiş ki: "ben de sizin gibi oturabilirim, yani ben de oturabiliyorum, oturmayı becerebiliyorum".
Sevgili Ömer
Ben seni gerçekten özledim.
Senin  gayretin, cesaretin, çalışkanlığın, güzel kişiliğin beni hala etkilemeye devam ediyor.
Bizim çalıştığımız hastanelerde aylık 750 veya bilemedin 900 lira maaş alıp geçinmek zorunda olan insanlar var. Diğer yandan Ankara'da çeşitli bakanlıklara bağlı genel müdürlükler bünyesinde işe gidip gelmemesine rağmen, çalışıp yapacağı bir vazifesi olmamasına rağmen sadece banka kartı ve ateme cihazı düzeyinde bir ilişki ile o paranın belki on katını alanlar var.
Şimdi ben kendi bireysel mutluluğum için peygamberimizden bir söz okudum: "kendinizden yukarıdakilere değil aşağıdakilere bakın", diye. Fakat Ömer bizleri yönetenler bu iki durumda olan insanı ve beni yukarıdan görmüyorlar mı? Bu onları rahatsız etmiyorsa niye etmiyor?
Ben ham bir hayal ile senin burada önemli bazı işlerde çalışmanı o kadar istemiştim ki. Olmadı ve ne iyi ki olmamış. San Fıransisko herhalde buradan daha iyidir.
Ömer, Oğuzhan artık 50 yaşında. Şöyle bir teselli neyimize yarar: "hayat ellisinde başlar!".
Bir sıporcu gökyüzünden 40bin metre yüksekten yere bırakmış  kendini ve 4 dakikada yere inmiş. Hesap ettim eğer Güneş'e doğru düşebilseydi düşmesi için 40 sene geçmesi gerekliydi. Dünya ile Güneş arası mesafenin 150 milyon kilometre olduğu söyleniyor. Bir güneş varmış. Bizi ısıtan. Bir Tanrı var etmiş tüm düzeni. Öyle söylüyor ve yazıyorlar. Ama sonra savaşıp birbirini öldürüyorlar. Silah fabrikaları var.
Bir hastam olmuştu üzerinden tıraktör geçen ve ölmesi beklenen. Ölmeyen. İyileşip ayrılma vakti gelince bana bir öğleden sonra yatağında şunları söylemişti: "hocam bu Hatay'da 40 bin dönüm tapulu arazisi olan var, hangi paraylan satın almış?"
Sevgili Ömer,
Kitanokunikara diye bir dizi film vardı, hatırlıyor musun? Orada başrol oyuncusu bir gün şöyle diyordu: "yama hodo hanaşitayı kotoga arimas". Konuşacak dağlar kadar şeyim var.
Sevgili Ömer,
Çocuklar iyi mi?
Sevgili Ömer.