18 Mayıs 2016 Çarşamba

SABIRLI VE GÜZEL AHLAKLI TIP FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİ, DOKTOR ADAYLARI

Tıp fakültelerinde okuyan öğrencilerin hemen her yılları değişik heyecanlarla beraberdir. Tıp IV ve V.sınıflara gelindiğinde, veya dönem beş  ve dönem dört olunduğunda, kıliniklerde gözükmeye başlarlar. Beyaz önlüklerle hastane içinde dolaşırlar. Koridorlarda çoğu kimse onlara sorar bilmedikleri ve bulamadıkları yerlerin tarifini. Büyük bir istekle cevap verirler. Vizitlerde hasta sundukları olur. Hocalarının her türden sorularına cevap verirler. Hocalarının ne kadar büyük hoca olduklarının anlaşılmasına katkıda bulunurlar oluşturdukları kalabalık ile. Kimileri çok neşelidir. Kimileri biraz sessizdir. Kimileri sınırları zorlar. Kimileri güzelliğini kullanır. Kimileri mahcuptur. Kimileri sakal ve bıyığına çevirmiştir dikkatini.
Bunlara sıtajyer öğrenciler diyoruz. Sıtajyer öğrenciler tıp fakültesinde okumakta iken,  yaşıtları,  başka fakültelerde okuyan yaşıtları mezun olup, öğretmenlik, mühendislik yapmaya başlamış bile olabilirler. Yani bunların ortalama 21-24 yaş arası olduklarını tahmin edebiliriz. Evli olanlar, nişanlı olanlar  vardır.
Evlerinde ve mahallelerinde doktor olarak çağrılırlar. Tansiyon ölçerler, hastaneden randevu ayarlarlar. Komşu teyze hastalanınca ona bakması için çağrılırlar.
Bir yandan da öğrencidirler. Yoklama verirler. Yok yazılırlar. Sınava girerler. Sınavdan kaldıkları olur. İmza atarlar. Hocalarının onlar için atmaları gereken imzaları vardır. Danışman hocaları vardır.

Şimdi nefesinizi tutun. Her zamankinden daha fazla bir sessizlik içinde dinleyin:
Bu yıl içinde 3 tane sıtajyer doktor öğrencinin benim sorumluluğum ve gözetimimde seminer anlatması gerekliydi. Ben onlara 3 değişik ve güzel konu seçtim.
Her birine 3 kez 3 ayrı  güne randevu verdim ve buluştuk. Sunum hazırlıklarını yaptık. Kendilerinden kattıkları ve benim tavsiyelerim ile çok güzel seminerler sundular. Seminerleri sırasında salonda yeterince kalabalık olsun diye, benim dersimden hemen önce onların sunmalarını sağladım. Onları takdim ettim başlarken. Bitirince sorular sorduk veya yorumlar yaptık. Birlikte hatıra fotoğrafı çektirdik.

Ardından onların bu sunumları yaptıklarına dair birer matbu rapor evrakının benim tarafımdan ve danışman hocaları tarafından imzalanıp dekanlığa gönderilmesi gerekiyor.
Ben imzaladım ve başarılar diledim.

Bunlardan bir tanesi, bir genç kız, bayan, hanımefendi, bir sıtajyer öğrenci geri geldi: "hocam benim evrakımı benim danışman hocam ben seni tanımıyorum diyerek imzalamadı, öğrenci işleri bürosundaki memurlar ikinci imzayı da size imzalatabileceğimi söylediler, o yüzden geldim" dedi.

Şimdi.

Türkiye'de okumamış ve maganda olduğu düşünülen erkekler var bazen sevgililerini veya eşlerini  bıçaklıyorlar. Dayak yediği için 3.sayfa gazete haberi olan kadınlar var. Muhtemelen bu üniversite hocalarının çoğu da onları kınayan sözler ediyordur akşam evlerinde. Ama şimdi 22 yaşında ve tertemiz bir hanımefendi genç kızın kağıdını imzalamıyor? Neden? Tanımıyormuş.

O zaten 5. sınıfa gelmiş. Sen tanısan ne olacak tanımasan ne olacak. Ayrıca sen onun danışman hocasısın tanımak isteseydin öğrenci işlerine bırakacağın bir bilgi notu ile en geç yarım gün içinde senin odanın kapısında bekliyor bulurdun.

Bakın size öğrencinin şekli, şemali, duruşu hakkında bir şey yazmıyorum. Bu öğrenci ve anne adayı, doktor adayı hanımefendi bir insan. Çok çalışkan ve başarılı ben buna şahit oldum. Çok güzel bir sunum yaptı. Ben de onu imzaladım. Bu danışman hoca aynı zamanda kağıt üzerinde benim de imzamı görüyor ve imzalamıyor. En azından diyebilirdi ki "ben seni tanımıyorum ama Oğuz hoca imzalamış madem ben de imzalıyorum". Bu laf bile çok gereksiz ve geri kalmışlık ifadesi olurdu.

Sen bu çocuğun evrakına imza atmayarak   onun kalbini kırıyorsun. Onun yarınlarına kin tohumları ekiyorsun. Benim imzamı görmezlikten geliyorsun.

Babam derdi ki: "bir şey ne ise odur, değişmez."
Ben  ülkemizde insanların kalplerinde sakladıklarının hiç değişmediğini düşünüyorum.



17 Mayıs 2016 Salı

ÇAPKIN OLDUĞUNU SANAN ERKEKLER, FARELER VE FERİDEDDİN ATTAR

Hiç,  çapkın bir arkadaşınız oldu mu, erkek.
Hiç,  bir günde 6 ayrı kızla buluştuğunu anlatan bir tanıdığınız oldu mu, erkek.

Farelerde yapılan bir deneyi ben yeni öğrendim. Aynı kafese bir erkek ve bir dişi fare konduğunda, vücutları sağlam fareler arasında doğal olarak cinsel ilişki meydana geliyor. Bu kafesteki dişi fare ile bir müddet  düzenli olarak cinsel ilişkiye giren erkek farede,  bir süre sonra istek azalması meydana geliyor,  fakat,  kafesteki dişi fare çıkarılıp yerine başka bir dişi fare konulduğunda, erkek farede yeniden cinsel iştah artması oluyormuş.  Bazı vücut maddelerinin salınması ve serbestleşmesi ile açıklanmaya çalışılan bu duruma Kulic etkisi adı verilmiş. Coolidge diye yazılan bu ifade bir şahsın ismi.
Amerika Birleşik Devletleri'nin 1923 ile 1929 yılları arasında  otuzuncu  başkanı olan  John Calvin Coolidge  ve eşi bir bahçe gezintisi  sırasında iken,   bir horozun çok sayıda tavukla temas ettiğine işaretle horoza dair şaşkınlığını dile getiren eşine cevap olarak başkanın "evet ama dikkatini çekerim, aynı tavukla değil" demesi  dolayısıyla bu yukarıdaki fare deneyine bu ad verilmiş. 

Feridedin Attar'ın Abdülbaki Gölpınarlı'nın çevirisi  ile  Mantıkul Tayr isimli kitabında bir yer var. Orada bir saka elinde  su kırbası dolu olduğu halde  başka bir sakadan su istediğinde, kendi suyunun var olduğuna işaret ederek muhatabının olumsuz cevap vermesi üzerine  şöyle der: "A akıllı sen bana bir  parçacık su ver, çünkü ben kendi suyumdan bıktım."

Farelerden okuyup öğrenmelerini bekleyemeyiz. Zaten fareler de bizim üzerimizde deneyler yapmıyorlar. Ama öğrenmek hayatımızı biraz daha katlanılır kılabilir.



 

12 Mayıs 2016 Perşembe

ONUR’U BAHANE EDEREK DOKTORLARI HAKKINDA KÖTÜ DÜŞÜNCELERE SAHİP HASTALARA MEKTUP

Sevgili eski hastam Onur,

İnternette fırsat buldukça,  bana dair,   kötü ve beni küçük düşürmeye çalışan yazılar yazıp,  mesaj ve yorumlar atıyorsun. Çirkin itham ve suçlamalarda bulunuyorsun. Yaptığın hareket  suç  teşkil ediyor. Ama ben senin bundan dolayı  dava edilip de ceza  alman halinde düzeleceğine inanmadığım için bu mektubu  yazmaya karar verdim. Böylece senin gibi düşünen, sana hak veren, başka hastalar ve doktorlar varsa  onlara da bir cevap olsun istiyorum.

Ben ve çalışma arkadaşlarım seni bundan 10 sene önce ameliyat etmişiz. Hastalığının adı kıraniyofasiyal mikrozomi. OMENS adı verilen kısaltma ile anılan belirti ve bulguları var. Bunları şöyle özetleyebiliriz:  

O: oral yani ağız ile ilgili sorunlar

M: mandibula yani alt çene ile ilgili sorunlar.

E: ear yani kulak ile alakalı sorunlar

N: nerve yani sinir,  özellikle yüz siniri ile alakalı sorunlar

S: skin yani deri puroblemleri.

Böylece bu kadar çok sayıda var olan doğumsal sorunlarından yalnızca bir tanesi için sana ameliyat yaptık ve elde ettiğimiz sonuç aşağıdaki fotoğrafta bellidir. Tanınmayasın diye gözlerini boyadım. Aslında böyle de olsa fotoğrafları kamuya açık alanlarda yayınlamıyoruz ama sen bana ve arkadaşlarıma onca emeğimiz karşılığında küçük düşürücü sözler etmeye çalışıp kamuoyu nazarında bizleri kötü bir yere koymaya çalışırken bunu yapmasam herkes çok farklı şeyler düşünebilirdi.

Belli ki üzgünsün. Mutlu değilsin. Belli ki bana da içten içe bir güven ve sevgi taşıyorsun öyle olmasa sen de bana sesini ulaştırmaya çalışmazdın. Belki de tek ümidin benim. Bunu sen de içten içe biliyorsun.

Çünkü insan hasta olduğunda bir doktora gidebilir  ve o doktora kanı kaynamazsa başka doktora gider. Mecbur değildir onunla devam etmeye. Diğer yandan doktorlar da ne kadar kötü kişilikli olurlarsa olsunlar hastalarına zarar vermek niyetinde değildirler çünkü hastanın kötü olması onları kötü bir şöhret sahibi yapar. Kötü şöhret aşağılık kompleksi bu kadar yüksek biz doktorların hoşuna gidecek bir şey değildir.

Ben sana daha önce de yazdım. Eğer benden yana yardım almak istiyorsan benim adresim,  çalıştığım kurum belli. Buyur gel. Yok benim yaptığım işi başarısız buluyorsan bunu da düzeltecek bir doktor illa ki vardır. Bu yılın başından beri ben mesela çok sayıda burun ameliyatı yaptım ve bunların yarısı daha önce ameliyat edilmiş insanlardı. Hiçbirine yardımcı olurken daha önceki ameliyatın kötü bir değerlendirmesini yapmadım. Çünkü olanlar olmuştu ve karşımda yardıma ihtiyacı olan bir hasta vardı. Senin tahmin edemeyeceğin kadar çok ünlü  doktorların hastaları bile vardı bunlar arasında. Ama bu böyledir. Bazen  can sıkıcı sonuçlar ortaya çıkar ve bunlar ya aynı doktor tarafından ya da bir meslektaşı tarafından düzeltilir. Doktorluk mesleği her zaman yüzde yüz başarı ile beraber olan bir şey değildir. Ama önemli olan hasta ile iyi bir ilişki içinde olmaktır. Öyle anlaşılıyor ki seninle iyi bir ilişkimiz olmamış . Ama şu da güzel ki hala bir ilişkimiz var.

Diğer yandan senin sahip olduğun soruna kıyasla çok kötü durumda olan ve kendilerine çok güzel yardımcı olduğum  yüzlerce insan var. Sen kendi sorununu bu kadar büyütme. Şükür edebileceğin çok şey var. Gözlerin görüyor, yürüyebiliyorsun, bak bilgisayar kullanıp internet üzerinden sana emek vermiş bir doktor büyüğüne hakarete varan sözler bile edebiliyorsun. Toplumsal olarak  ahlaki manada kötü bir durumda olduğumuza inanıyorum. Ben senden en az 30 yaş büyüğüm ve senle olan ilişkimiz sadece hasta doktor ilişkisi olmasına rağmen sen bana kötü söz söyleme hakkını kendinde bulabiliyorsun. Mükemmel bir insan ve mükemmel bir doktor değilim. Ama kendimi seviyorum. Bir yolun yolcusuyum. İyi doktor olmak yolunda çok mesafe kat ettim ve bu senin sözlerinle değersiz hale gelecek değil. Sen böyle yaparak en çok kendine zarar verirsin. Sonraki yıllarda pişmanlık duyacağın şeyler yapıyorsun.

Senin itham ettiğin gibi hastalarım üzerinden para kazanmanın peşine düşmüş bir insan olsaydım zaten sana bu yazıyı da yazıyor olmazdım. Malı mülkü olan doktorlar senin gibi insanların çirkin davranışlarına yazı ile cevap vermezler.

Eğer pisikolojik olarak kendini iyi hissetmiyorsan pisikologlardan ve pisikiyatri uzmanlarından yardım alabilirsin. Anne ve baban hayattalar ve yanında iseler  onlara bu konuyu  açabilirsin. İnsanların mutlu olmaları sahip oldukları ile alakalı değildir. Kusurlu ama mutlu, kusursuz ama mutsuz insanlar çok sayıda vardır.

İnsanlar doktorlara niçin kabalık ve saygısızlık yapmak hakkını kendilerinde buluyorlar? Bu sorunun çok cevabı olabilir ama şu kadarını söylemekle yetineceğim, herkes kendisinden daha az kötü olan  birine kötülük yapabilir.

2 Mayıs 2016 Pazartesi

EL PARMAKLARINDA KONDİL KIRIĞI

Kondil denince pilastik cerrahide akla alt çene kemiği yani mandibulanın kondili gelir.
Ama bir de el parmaklarından puroksimal falanksın orta falanksa yakın kısmının kondilleri var.
Bazen onlar kırılabiliyor.
Tedavileri zor ve daima bir miktar hareket kaybı ile beraber olabiliyor.
İyi bir ekspılorasyonla tek mini vida koymak yeterli olabilir.

28 Nisan 2016 Perşembe

AFRİKADA İNSANLARIN CİNSEL HAYATLARI

Bize yutturulan büyük yalanlar arasında Afrika'da ortaya çıkan enfeksiyon hastalıkları var. Mesela nedense AİDS hastalığı Afrika'da çok yaygınmış  gibi bir kanaat oluşturmuşlar. Aynı zamanda da diyorlar ki eşcinsel insanlar arasında AİDS kolayca ortaya çıkıp yayılıyor. Bu bilgiden yola çıktığımız zaman Afrika'da eşcinselliğin çok yaygın olacağı ihtimali doğuyor ki bunu kim ne hakla iddia ediyor? Afrika'da en azından ben kendi  arkadaşlarım dolayısıyla biliyorum ki eşcinsellik hoş karşılanmıyor.
Böylece aslında olan biten belki de Afrika'yı bir dizi kötü hastalıkların yatağı gibi gösterip oralara olan ilgiyi azaltmaya da çalışıyor olabilir gözü açık Avrupalı ve Amerikalılar. Kimse gitmesin de değerli madenler onların olsun, mesela. Kimse gitmesin de sömürmeye devam etsinler, mesela.
Bir de Afrika'ya dair konuşurken, hangi Afrika acaba. Elliden fazla ülke var. Afrika dediğimiz yer Kıbrıs değil.

25 Nisan 2016 Pazartesi

TÜFEK

Adam
elinde tuttuğu tüfeği kendi yapmamış
kendi satın da almamış
eline tüfek vermişler
öldürüyor insanları
tüfekle arasındaki ilişki
evladı ile olabilecek ilişkisinden daha sıcak görünüyor
tetiğe basıyor ve öldürüyor insanları
nereden bileceksin
aklına  bile gelmez
şaka mı bu yerine film mi bu
diyesin gelir
sen de burada daha çok para kazanıp
bir dayire sahibi daha olursan
yüzde seksenbiri yeşil alan olan siteler kuran müteahhit
bisikletinden iner
apilastik anemili kız çocuğunu diyabet bulur
senin ödenmemiş elektrik faturana icra gelmesi gibi bir derdin olur

adam kendi yapmadığı
ve
niye yapıldığı hususunda kafa yormadığı tüfeği ile
işaret parmağını yorarken
fileksör pollisis longus tendonunun da  farkında değil
kendisine emir verenlerin
emirlerini anlamak için emir çıkan yerini,
beyin korteksini de bilmiyor
ama basıyor tetiğe büyük bir iştahla
birazdan binip kaçacağı taksinin
pilakasını buğulaması gerekiyor televizyoncunun

otobüs geçiyor
allerjilerim geçmiyor.



22 Nisan 2016 Cuma

ÇALIŞMALIYIM

"İnsanların namuslu bilinmek uğruna her türlü namussuzluğu yaptığı yer ve zamanda bir ferdin başına gelenle o ferdin mensup olduğu milletin başına geleni birbirinden ayırmanın şıklığı küçük büyük herkesi büyülüyor."
Bu satırları İsmet Özel'in son yazısından aldım.
Bu yazıyı anında Japonca ve İngilizce'ye çevirecek  bilgim yok.
Çalışmalıyım.