2 Mayıs 2016 Pazartesi

EL PARMAKLARINDA KONDİL KIRIĞI

Kondil denince pilastik cerrahide akla alt çene kemiği yani mandibulanın kondili gelir.
Ama bir de el parmaklarından puroksimal falanksın orta falanksa yakın kısmının kondilleri var.
Bazen onlar kırılabiliyor.
Tedavileri zor ve daima bir miktar hareket kaybı ile beraber olabiliyor.
İyi bir ekspılorasyonla tek mini vida koymak yeterli olabilir.

28 Nisan 2016 Perşembe

AFRİKADA İNSANLARIN CİNSEL HAYATLARI

Bize yutturulan büyük yalanlar arasında Afrika'da ortaya çıkan enfeksiyon hastalıkları var. Mesela nedense AİDS hastalığı Afrika'da çok yaygınmış  gibi bir kanaat oluşturmuşlar. Aynı zamanda da diyorlar ki eşcinsel insanlar arasında AİDS kolayca ortaya çıkıp yayılıyor. Bu bilgiden yola çıktığımız zaman Afrika'da eşcinselliğin çok yaygın olacağı ihtimali doğuyor ki bunu kim ne hakla iddia ediyor? Afrika'da en azından ben kendi  arkadaşlarım dolayısıyla biliyorum ki eşcinsellik hoş karşılanmıyor.
Böylece aslında olan biten belki de Afrika'yı bir dizi kötü hastalıkların yatağı gibi gösterip oralara olan ilgiyi azaltmaya da çalışıyor olabilir gözü açık Avrupalı ve Amerikalılar. Kimse gitmesin de değerli madenler onların olsun, mesela. Kimse gitmesin de sömürmeye devam etsinler, mesela.
Bir de Afrika'ya dair konuşurken, hangi Afrika acaba. Elliden fazla ülke var. Afrika dediğimiz yer Kıbrıs değil.

25 Nisan 2016 Pazartesi

TÜFEK

Adam
elinde tuttuğu tüfeği kendi yapmamış
kendi satın da almamış
eline tüfek vermişler
öldürüyor insanları
tüfekle arasındaki ilişki
evladı ile olabilecek ilişkisinden daha sıcak görünüyor
tetiğe basıyor ve öldürüyor insanları
nereden bileceksin
aklına  bile gelmez
şaka mı bu yerine film mi bu
diyesin gelir
sen de burada daha çok para kazanıp
bir dayire sahibi daha olursan
yüzde seksenbiri yeşil alan olan siteler kuran müteahhit
bisikletinden iner
apilastik anemili kız çocuğunu diyabet bulur
senin ödenmemiş elektrik faturana icra gelmesi gibi bir derdin olur

adam kendi yapmadığı
ve
niye yapıldığı hususunda kafa yormadığı tüfeği ile
işaret parmağını yorarken
fileksör pollisis longus tendonunun da  farkında değil
kendisine emir verenlerin
emirlerini anlamak için emir çıkan yerini,
beyin korteksini de bilmiyor
ama basıyor tetiğe büyük bir iştahla
birazdan binip kaçacağı taksinin
pilakasını buğulaması gerekiyor televizyoncunun

otobüs geçiyor
allerjilerim geçmiyor.



22 Nisan 2016 Cuma

ÇALIŞMALIYIM

"İnsanların namuslu bilinmek uğruna her türlü namussuzluğu yaptığı yer ve zamanda bir ferdin başına gelenle o ferdin mensup olduğu milletin başına geleni birbirinden ayırmanın şıklığı küçük büyük herkesi büyülüyor."
Bu satırları İsmet Özel'in son yazısından aldım.
Bu yazıyı anında Japonca ve İngilizce'ye çevirecek  bilgim yok.
Çalışmalıyım.

19 Nisan 2016 Salı

SADECE, BENİM DURDUĞUM YERDEN ÖYLE GÖZÜKÜYORDU, HEPSİ BU

Kendimi  tek telli bir sazda sürekli aynı yere vurarak bir türkü çalmaya çalışan adam gibi hissettim.
Yazdıklarım için bana bir para ödenmiyor.
Yazdıklarım  para etmiyor belki de.
Dün bir intörn  doktor arkadaşım uğradı ve yazdıklarımın ağır eleştiriler içerdiğini ve üzüldüğünü söyledi.
Şöyle olabilir: benim durduğum yerden bunlar gözüküyor. Başkalarının durduğu yerden farklı gözüküyordur.
Durduğumuz yer önemli.
Baktığımız taraf önemli.
Çarli Çaplin'e atfedilen bir söz var, çok kıymetli buluyorum: "Güç başkalarına zarar vermek için gereklidir, bunun dışındaki her şeyi sevgi ile yapabilirsiniz."
Gazete ve televizyonlara yansıyan ve yansımayan,  onca kötü habere,  sırf başkaları konu oluyor diye burada oturup  birbirimize hava atacak, birbirimizi avlayarak bir hayat yaşayacaksak ben sahip olduğum  dertli gönülden şikayetçi değilim.
Derdi olmayanlar da benden ırak  olsunlar.

14 Nisan 2016 Perşembe

KURUTULMUŞ KİRAZ SAPININ YARARLARI

Pilastik cerrahide hasta hekim ilişkisi diye bir konu seçtiğime göre, bu ilişki özel bir başlık mı?
Hayır.
Başka bir açıdan şöyle bir soru sorsak: bu ilişki dahiliye veya KBB kıliniklerindeki hekim hasta ilişkisinden farklı mı?
Farklı olan yönleri var olsa da ortak yönler daha çok.
Neden böyle bir konuyu seçtim? Bu yazıdan sonra sizin aklınızda bir şeyler kalabilir mi, kalacak mı?
Bu konuyu neden seçtiğimin cevabı şu: insanlar bilerek ve isteyerek hasta olmuyorlar. Bu nedenle onlara yardıcı olurken kibirli ve gururlu davranmayalım. Kızmayalım. Bunu hatırlatmak istiyorum.
Sizin aklınızda bir şey kalacak mı: Yaşamadan beni anlamanız mümkün değil. Belki bir gün hatırlarsınız.
Bütün doktorlar hastalarının pisikolojisi ile ilgili olmak zorundadır. Bir insana “sen akciğer kanseri olmuşsun” demekle iş bitmez. Bu haberi alacak insan sen olsaydın tepkin neler olabilirdi.
Bana diyebilirsiniz ki “hocam polikılinikte yüz hasta beklerken sırada,  bu nasıl yapılabilir?”
Polikılinikte bekleyen 100 hastanın varlığı ve kuyruklar her zaman sistemin ve devletin kabahati değildir. Doktorların bazıları çalışmazlar. Yatarlar. Eskiden gazete okurlardı, şimdi internette geziniyorlar. Ellerinde kahve olur onların. Mesela ortalama bir üniversite hastanesindeki hocaların en az yarısı hasta bakmamaktadır. Bütün doktorlar canla başla ve samimiyetle çalışıyor olsa polikıliniklerde kuyruk olmaz. Biri çalışır dördü yatar.
Özel hastanelerde kuyruklar daha az olur çünkü orada boş oturacak  doktor istihdam etmezler. Bazı doktorların şöyle bir yanlış tarafları var: hastalar üzerinden doktorluk yapmayı öğrenip sonra da hastalar üzerinden zengin olmaya çalışıyorlar.
Kanunlar ve bizi yönetenler kötülerden yana duruyorlar. Bir kardiyoloji kıliniğinde akşama kadar 50 kişiye anjiyogırafi yapıp, ardından da kalp cerrahisi kıliniğinde koroner baypas ameliyatı yapılınca, sosyal güvenlik sistemleri bunu  tavandan ödüyor. Ama pilastik cerrahiye lipodistrofi tanısı ile yatan bir kız çocuğunun ameliyatlarında çıkarılan parçanın patolojik tanısı lipom diye rapor edilirse ödenmiyor. Yağlarını almışsınız bu estetik ameliyat demeye getiriyorlar. Acaba koroner baypas da estetik ameliyat sayılamaz mı? İnsanların tayin edilmiş bir ömürleri vardır. Üç kez baypas olan insanların hiç değilse 100 yaşına kadar yaşayabilecekleri garanti edilebilir mi?
Doktor hasta ilişkisinde yalan çoktur. Hastaların yalan söylemeleri doktorluk mesleğine karşı yapılmıştır. Sigarayı bıraktım diye yalan söyleyebilir. Bu doktorların söylediği yalanlara kıyasla epeyce masum bir yalandır. Dinimizde, cevabı  kötü olarak tahmin edilen  soruların sorulması kınanmıştır. Yani belli ki işte bırakmamış. Sigarayı bıraktın mı diye sormamak lazım. Ama hastaneye başvuran hastaya asistanı aracılığıyla 6 ay sonraya gün verdirten ve sonra da o hastaya muayenahane yolunu öğreten üniversite hocasının yalanının masum hiçbir yanı yoktur.
Bana asitanlığımdan beri garip şeyler öğretmeye çalıştılar. Öğrenmek için çabaladım ama beceremedim. İnsanları kandırmak şöyle bir şeydir: herkesi bir vakit kandırmak mümkündür ama herkesi her zaman kandırmak mümkün değildir. Bir gün, ben de asistan iken, polikıliniğe bir teyze geldi. Yüzünde kocaman bir yarası olan. Sıradan, çalışkan ve temiz kalpli bir asistanın yapacaklarını yapıp, yatması gereken bir hasta bulduğumu düşünerek, üst kattaki hocamızın odasına götürdüm. Ona göstereceğim. Hocamız bir yandan bana hayat dersi verdi, bir yandan da az da  olsa pilastik cerrahi dersi verdi ve dedi ki özet olarak “ bu hasta yatırmaya ve ameliyat etmeye uygun bir hasta değildir”. Peki, ben  vazifemi yapmıştım. Ayrıldık. Ertesi gün aynı hastanın  hocamız tarafından özel bir hastanede ameliyat edildiğini öğrendim. Şimdi o hasta ölmüştür. Hocamız da zenginlemiş olduğunu düşünüyor. Oysa petrol istasyonu sahiplerine musluktan  su akar gibi para akıyor. Siyasetçilerin çoğunun ya oğlunun ya  damadının petrol  istasyonu sahipleri olmaları boşuna değil.  Yalan söylemeleri de gerekmiyor.  Gidiyor arabana benzin dolduruyorsun ve o da para kazanıyor. Ne o senin ne de sen de onun yüzünü bile görmüyorsun. Çoğu kimse petrol istasyonlarını devlet dairesi gibi algılar, hayır ve hizmet kuruluşları  gibi. Oysa çoğu petrol istasyonunda sadece bir günde büyük doktorların aylık gelirleri kazanılır. Zenginlerin yargılanmaları ertelenmiştir.   
Bir ara özel bir hastanede çalışıyordum. Çok zengin yaşlı bir bey amca hastam oldu. Konseye de çıkartarak kafatası derisindeki deri tümörünü alıp  kapatmışlar ama kafa derisi esnek değildir, kapanamamış. Yara giderek büyümüş. Bu kez bana danışıldı. Ben ona çok güzel bir şekilde yardımcı oldum. Kimseleri de kınamadım yaptıklarından dolayı. İnsanlar böyle hatalar yapabiliyorlar. Ama bu çok zengin bey amca bana teşekkür etmek yerine her pansuman için buluştuğumuzda bana  şunu söyledi: “evladım ben sıradan bir bağkur emeklisiyim, benim aylık maaşım 625 lira”. Bunları söyleyerek benim kendisine yaptığım yardımı küçültmeye çalışıyor ki aman ha bir beklentim  olmasın.  Onunla öbür dünyada karşılaşmayı  umuyorum. Bazı arkadaşlarım var, ben bunları söylediğimde bana gülerek şöyle diyorlar: “öbür tarafta kıralsın”.
Öbür dünyada hesabını ödeyeceğini düşünmeden burada bazı faaliyetlerde bulunan insanlarla anlaşmak zor. Yine de her ne kadar  doktorlar  büyük paralar kazanmanın türlü yollarını bulmayı bilseler de, bir sürü yorgunluk sonucu kazandıkları tüm paralarını   müteahhitlere ve lüks arabalara verdikleri için çok akıllı sayılamazlar. Müteahhitler daha akıllıdır.
Orta halli evlerde ve orta halli arabalara binerek yaşamayı seçseler daha iyi doktorlar ve daha iyi insanlar olabilirler.  İyi insanlar mutlaka iyi doktorlar olamazlar. İyi doktor olmak için iyi insan olmaya çalışmak dışında ders çalışmak da gereklidir. Empati yapmak gibi, empati yapmayı bilmek yetmez  ve empati yapmak hastanın yerine üzülmek demek değildir.
Geçen gün çok ünlü olmayan, en azından benim bu yaşıma kadar adını duymadığım bir şairle yapılan röportajdan şunu okudum: “gereksiz empatiler yapıyorsun…” Türkiyede yaşarken maruz kaldığı haksızlıkları anlatmaya çalışıyor ve gereksiz empatiler kurduğuna pişman olduğunu dile getiriyor. Doktorluk mesleğinde empatiyi gerekli empatiler ve gereksiz empatiler diye ikiye ayıramayız. Belki empati,  bu sıfata uygun bir kavram değildir.
Benim söylediklerimin hepsi  her zaman doğru değildir. Çünkü hepimiz birbirimizle aynı değiliz. Elbise satan dükkanları düşünün. Hepsi de çok farklı şekil ve renkte elbiseler üretip satıyorlar ve alıcı da buluyorlar. Hepsinin farklı alıcısı var. Herkes aynı doktoru sevmez, ama herkesin de sevdiği bir doktoru vardır.
Kurutulmuş kiraz sapı purostata iyi geliyormuş.

13 Nisan 2016 Çarşamba

BEYNİMİZ

Akıllı olduğumuzla övünebiliyoruz, beynimizde ortaya çıkabilecek hiç bir kötü gelişmeyi öngörüp mani olamıyoruz. Beynimiz hakkında ne hayrete düşüyoruz ne de hayranlık duyuyoruz. Buna beyin cerrahları dahil.