12 Mart 2026 Perşembe

HALİMİZ

Çok acınacak bir haldeyiz.

Niçin buraya geldik bilmiyoruz. 

Nereye gideceğiz bilmiyoruz. 

Daireler alacağız. Arabalar alacağız. 

Kızacağız. Dişimizi göstereceğiz. 

Seveceğiz.

Kandıracağız.

Ve gideceğiz.

Her şeyi burda bırakarak gideceğiz. 



3 Mart 2026 Salı

ÖLDÜKTEN SONRA YİNE ARABA KULLANACAK MIYIZ

 Eğer kullanacaksak yol bizi nereye götürecek?

Hiç kimse ile gerilmeden sadece bizim seyir ettiğimiz bir yol olacak ve daima gidecek miyiz?

Bizi bekleyen birisi olmadan hep gidecek miyiz?

Akşam olacak mı yine? 


2 Şubat 2020 Pazar

PANAMA KANALI VE PANAYIR

Bursa'da Panayır adı ile anılan çoğunlukla Karslı göçmenlerin yaşadığı bir mahalle var.
Panama Kanalı iki denizi doğrudan birleştiren bir kanal değildir. Kıstağın orta kısmı denizlerden çok yüksek olduğu için burası boydan boya kazılmamış Gatun Gölünden yararlanılarak kademeli yükselen havuzlar aracılığı ile su yatağı bütünlüğü sağlanmıştır.
Bu son cümleyi başka dillerde söyleyip yazabilmek güzel olurdu.

15 Ocak 2020 Çarşamba

PANAMA KANALI VE ÇİBİ MARUKOÇAN

Bugün Çibi Marukosan'ı izlerken yüklükte yastık ve yatakların arasından bir zarf düştü ve içinden para çıktı. Şunu anlıyorum: bana bu çizgi filmi sevdiren şey insan oluşumuzun tam da içtenlikle ilgili olan kısmını her defasında yüzüme vuruyor olması.  Bana beni hatırlatıyor.
Diğer yandan Panama Kanalı'nın inşaasına olan hayranlığım ve şaşkınlığım da giderek büyüyor.
Belki bir gün Panama Kanal'ından geçmek bana kaderimde yazılmış olmasa da internetten videosunu olsun izledim.
Nasıl ki ameliyathanedeki arkadaşım sordu:" sizi Maruko hiç aradı mı?"
...
Kanal seyahati 10 saattir ve bu sayede 2 haftalık uzun yol kısalmıştır.
Kanal Büyük Okyanusu Atlas Okyanusuna bağlar.
Kanal inşaatında her hangi bir gün 40.000 insan çalışmıştır.
Tüm inşaat boyunca 25.000 insan vefat etmiştir.


7 Aralık 2019 Cumartesi

PANAMA KANALI VE MAHSUN KIRMIZIGÜL

Mahsun Kırmızıgül'ün Mucize adlı filminin ikincisini de izledim.
1963 doğumlu olan her Türk vatandaşının filmi izlemesini öneririm.
Filmi izlediğimde iki ana duygu bende oluştu:
1. Doktor kimliğimizin içeriğinden utanç duydum.
2. Yaşadığımız günlerde, filmde yaşanan güzel değerlerin çoğundan uzaklaştığımızı hissettim.
Mahsun Kırmızıgül başta olmak üzere filmde emeği geçen herkesin eline sağlık. Sanatçılar rollerinin gereğini  hakkıyla yapmışlar. Giysiler, renkler, şehirler, insan figürleri, tarihsel vurgular hep yerinde ve güzeldi.
Film öncesinde  reklamları izlemek neşeli olsa da 10 dakika arada  sinemada gösterilen reklamlar  bir kez filmin havasına girmiş benim için can sıkıcıydı.
Ama en çok üzüldüğüm şey Mahir öğretmenin kaza geçirip felç olması ve nihayet ölmesi oldu.
Yani ben bunları hak edecek ne yaptım, diye söylemeye  hiç hakkı olmayacak bir  durumda olduğumuzu anladım.
Kalbimiz sakat olmasın, Mahsun Kırmızıgül ve çalışma arkadaşları varolsun.
..
Panama Kanalı inşaatı boyunca 25.000 insan ölmüş. Her ne kadar toprak kayması gibi kazalar ile olanlar  varsa  da çoğu ölüm sıtma gibi bulaşıcı hastalıklarla olmuş.



25 Mayıs 2018 Cuma

Dedemin Sevdiği Şeyler Listesi

Evde ocakta çay suyunun kaynamakta olması
Somun ekmeğinin köşesi
Tereyağı
Patlıcan
Kalem
Kâğıt
Müzik
Ferideddin Attar yazıları
Yeni çorap
Yeni iç çamaşır
Künefe
Banyo yapmak
Tıraş olmak
Japonca
Gürcüce
İngilizce
Ameliyat yapmak
Yaşlılar ve çocuklar
Çibimarukoçan
Hastalara iyi yardımcı olmak
Öğrenmek
Diş fırçalamak




13 Şubat 2018 Salı

YOLCU MUYUZ YOLLU MUYUZ YOLSUZ MUYUZ

Geldik
Gidiyoruz
Gelirken sorulmayanlar
Giderken de sorulmayacak
Avlıyoruz
Avlanıyoruz
Az buluyoruz
Benim için
Çibimaruko kadar
Bir yaşamak olmadı
Sadece bu
Epeyce üzücü
Yollu muyuz
Yolcu muyuz
Yolsuz muyuz
Geldik ve gidiyoruz

9 Ekim 2014 Perşembe

HAYKO BAĞDAT , YUSUFELİ'NİN ÖĞRETMENLERİ ve İSMET ÖZEL'İN KALIN TÜRK'Ü

Hayko Bağdat isimli yazarın SALYANGOZ adlı kitabını okudum.
Babasının Rum, annesinin Ermeni ve eşinin  de Müslüman olduğunu söylüyor. 

Çok güzel bir Türkçe ve hemen neredeyse sıfır hata ile kitap yazılmış. Hemen neredeyse sıfır dedim,  çünkü sayfa 99'da "bu bilgiye haizim" diye bir cümle var. Türkçe'de bir şeye sahip olmak adına haiz olmak fiili kullanılınca önündeki ismin i eki alması gerekiyor. Bilgiyi haiz, tecrübeyi haiz, parayı haiz vs. İnterneti haiz bir ev. Ama inernete haiz bir ev yanlış oluyor. 
Hiç bir davanın şehitliğine inanmadığını söylüyor. Belli ki Kuranı Kerimi de iyi okumuş. Askerlik yapmış ama birlikte çalıştığı komutanlarından aşağılayıcı sözler işitmiş sırf Ermeni  veya Rum olduğu  için. 
Hele bir "Cenazeleri usulüne göre kaldırmak" başlıklı  bir yazısı var ki orada anlattıklarını çok az Müslüman evladı gözlemlemiş olabilir. Dahası bu gözlemlerini anlatırken kendini Müslüman ve Türk hissederek yazmış olacağını hissedersiniz: "Ses tonumuz yükselir." diyor, haklarınızı helal ettiniz mi sorusuna cevap olarak,   helal olsun derken. 
Kürt  olmak, Türk olmak, Ermeni olmak meselelerini yeniden değerlendirdiği "Hepimiz Ermeniyiz diyenler aslında ne söyledi" yazısında, "Bu kadar mı kalın olmak lazım?" diye sorduğu yerde aklıma İsmet Özel'in Kalın Türk kitabı geldi. 
Konuşma dili ile soruyor Patrik'e :"Kim kardeşim bu Türkiye karşıtı düşmanlar?". Burada biraz anlatım kusuru olmuş. Düşman zaten karşıda olan bir varlıktır. Onu ayrıca karşıtlıkla sıfatlandırmak doğru olmaz. Yani yanımızda olan, yanımızda duran  düşmanımız olmaz zaten. Ama Japon atasözünde olduğu gibi "dostlar arasında düşman, düşmanlar arasında dost olabilir"
Hayko Bağdat'ın Türkçesini övdüm ya, övülmeye değer bir cümlesi ile bitireyim: "Mutafyan'ın Hrant Abi'nin cenazesinde ağlayarak yaptığı konuşma, baş gösteren hastalığının izin verdiği son aklı başında hitabı oldu."

Bu yazıdaki Yusufelili öğretmenlerle ilişki şuradan kaynaklanıyor: bizler öyle güzel öğretmenlerin talebeleriydik ki hem İsmet Özel'in Kalın Türk'ünü hem de Hayko Bağdat'ın Salyangoz'unu okuyabilecek bir kalp ile büyüdük. 
Bir de merak eden olursa diye ilave edeyim. İsmet Özel,  Kalın Türk  kitabını şu sözlerle bitirir: "Bu topraklarda iman edenlere ve Türklere düşmanlıkta bulunarak gösteriş yapmak 400 yıldır en kolay şeydir. Ne imanla, ne  Türklükle gösteriş yapılabilir. Çünkü hem iman,  hem Türklük vecibeler demektir. İnsanın hem imanı, hem Türklüğü gevreyebilir; inceldiği yerden kopar. Onun için her ikisini de kalın tutmak iyidir."