Komşu olmak kıymeti olan bir insan ilişkisidir. Ama bizler bunun anlamını pek az düşünüyoruz. Daha ziyade komşusuna hava atan bir duruş sahibiyiz. Komşusuna ahlak dersi veren, komşusundan çok bilen. Yeni taşındığım bir evde, aynı kattaki bir beyle ayak üstü tanışırken bana "bizim ailede de çok doktor var" demişti. Yani beni bir anda sıfırladı. Sıfırlamak istedi. Bana genel müdür olduğunu söyleyen bu beye ben de mesela bizim ailede de çok genel müdür var diyemedim.
Komşular arasında var olduğu düşünülen sorunların çoğu tanış biliş olmamaktan kaynaklanır. Birbirlerinin evine girip çıkmış insanlar birbirlerinin halinden anlayabilirler. Bir kere bile evine girmediğin komşundan bir gün akşam vakti azıcık ses gelirse hemen rahatsızlık duyuyorsan, bu mevcut gelişme yüzünden değil, az tanışmaktan kaynaklanır.
Ev alma komşu al, diyenler bizim atalarımız. Bir bildikleri vardı herhalde.
Şimdilerde apartman hayatında öylesine yabancı ki insanlar birbirlerine, bir de vatzap gurubu kurmuşlarsa oradan yazışarak bir ilişki kurduklarını sanıyorlar. Bu yazışmanın içeriği de genellikle başkasını düzeltmek, başkasına haddini bildirmekle ilgili oluyor.
Annem oturduğu apartmanda, yaşına rağmen yaz günü karpuz götürmüş alt komşusuna, komşusu bizim karpuzumuz var demiş. Oysa teşekkür edip alabilir ve çöpe bile atabilirlerdi. Herkeste karpuz olabilir. Yaz ortasında karpuzdan ucuz meyve olmuyor. Ama karpuz ikram etmek bir düşüncedir. Sevgidir.
Uzun yıllar önce ayrıldığım apartmandaki eski komşularımı hala ziyaret ettiğim de oluyor. Bize kandil akşamları ikramları olan koşularımız da oldu. Evlerine girip çiçeklerini suladığımız komşularımız oldu.
Komşu komşunun külüne muhtaç, derler. Komşularımızı sevmeye çalışmalıyız. Onlara selam vermeliyiz. Araya korona bile girememeli.