Bursa şehrinin merkez ilçelerinden birinin adı Yıldırım’dır. Yıldırım sınırlarında kalan, dar sokakları bol, dağa doğru bir mahalle var, adı Yeşilyayla. Yeşilyayla gerçekten de çok sayıda bahçeli eve, ev sahipliği yaptığı için hala daha yeşil, adı gibi. Ortadan bölünmüş, gidiş ve gelişi olan çift şeritli bir ana caddesi varsa da tek şerit daima otopark olarak kullanıldığı için, bir gidiş bir geliş ile yoğun bir tırafiğe sahip bir caddedir Yeşilyayla’nın ana caddesi. Yol boyunca sağlı sollu dükkanlar ve alış veriş merkezleri vardır. Kalabalıktır. Canlıdır. Mesken semtine doğru yaklaştıkça sağ kol üzerinde hatırı sayılır büyüklükte bir bina var Yusufeli’liler Kültür Ve Dayanışma Derneği’ne ait. Tabelası çok dikkat çekici olmadığından yoldan geçen sıradan insanlar fark etmezler onu. Adres olarak sorsanız bilmeyen çıkabilir.
Otuz yıl kadar
önce kurulan bu dernek, bütün gurbetçi ve göç hayatının tadına bakmış
insanların memleketlerinin dernekleri gibi,
temel bazı faaliyetleri amaçlayarak kurulmuş olsa da birkaç yıldır Türk Sanat Müziği korosu kurarak değişik bir etkinliğe de kapılarını açmış.
Türk Sanat Müziği
babalarımızın müziği olarak, bizlerin
hayatına babalarımız dünyamızdan çıkınca girdi. Alışveriş merkezlerinden ziyade
lüks kebap lokantalarının fon müziği olarak kullanılan Türk Sanat Müziği eserleri ve onların içinde geçen kelimelerle tanışmaya ne de çok ihtiyacımız varmış meğer.
Gönül andelibi
güya, ifadesi bunlardan biri. Zeki Müren’den dinlemenizi öneririm önce. Sonra
diğer sanatçılarımızdan da dinlemek güzel olur. Sözler şöyle:
Ah Yine neş’e-i muhabbet dîl-ü cânım etti şeydâ
Ah Yine bezm-i ayş û vuslat edip
ehl-i aşkı ihyâ
Ah O güzel başın için, o hilâl kaşın
için gel
Ten ni ten ni ten nen ni te ne nen
Ten ni ten ni ten nen ni te ne nen
Ten ni ten ni ten nen ni te ne nen
Gel, gel dilde nihanım gel gel kaşı kemânım
Ah Aman ey gül-i nihâlim beni eyle vasla şâyân
Aman ey gül-i nihâlim beni eyle vasla şâyân
Ah Sana cân û dîl fedâdır gönül andelib-i gûyâ
San can-ü dîl fedâdır
Ah Gönül andelib-i gûyâ
Eser Hammâmîzâde İsmail Dede Efendi’ye
ait. Hicaz makamında. Usül olarak da
Yürük Semai Usülünde diye tarif
ediliyor.
Bu dünyaya gelip, bu şarkının sözlerini öğrenmeden ve telaffuz etmeden
gitmek doğru olmayacakmış. Çok iyi hissettim kendimi. Huzurlu ve neşeli.
Üstelik biz bu şarkıyı koro olarak Bursa’nın büyük bir sanat merkezinde icra
ettik. Hocamız Özcan Özbey’e ne kadar teşekkür etmeğe çalışsak, edemeyiz emekleri için, bu şarkıları seçtiği
için.
Müzik insan hayatının kıymetli etkinliklerinden biri. İyi bir müzik her
dilde anlaşılabiliyor ve her kalbe değebiliyor. Bazı insanlar bazı şarkıları
farklı ve güzel yorumlayabilirler. Bazı şarkılar ve türküler kim tarafından
söylenirse söylensin kulağımıza hoş gelebilir de bazıları da ancak bazı
sanatçıların icrasında güzel olur.
Unutmamamız gereken farklı şeyler de var. Mesela insan ne kadar güzel bir
sese sahip olursa olsun, ses tellerini kendi yapmış kendi kurgulamış değildir.
Gırtlağını, akciğerlerini kendi biçimlemiş değildir. Yine de her türlü ses belli
ki eğitilebilir, yeni bir şekle, bir
olgunluğa sokulabilir. Bu da hatırı sayılır bir zaman alacaktır.
Koromuz dolayısı ile, daha çok
çalışsaydık her şey daha güzel olabilirdi diye düşünüyorum mesela. Yine de
bütün arkadaşlarımız güzel çalıştılar ve iyi bir konser oldu. Bizlere eşlik
eden müzisyenlerin katkısı da çok değerli. Onlar olmasa bizim yalın seslerimizi
kendimiz bile sevmeyebilirdik. Burada o enstrümanları yapanları hatırlamak
biraz zor olsa da hatırlamadan geçersek ayıp olur. Kendimize bunu yakıştıramayız.
Muhabbet kelimesi rahmetli babamın
bana hediye ettiği Ferit Devellioğlu’nun Osmanlıca Sözlüğünde mahabbet olarak
yazılı ve muhabbet kelimesinin karşısında “aslı mahabettir” diye yazıyor. Zeki
Müren de mahabbet diye okuyor zaten.
Andelib, kelimesinin anlamı da bülbül.
Bir de ayş kelimesi var. Hayat ile var olmak ile ilgili.
Kelimelerin karşılıklarını doğru olarak bilmeden ve telaffuz etmeden de
günlük hayatımız renkli geçebilir.
Hafriyat kelimesini harfiyat diye telaffuz eden birini düzeltmeye
kalksak alacağımız en saygı dolu ifade “öyle de olur böyle de olur ne
fark eder” olacaktır. O nedenle ben bunların düzeltilmesi ile ilgili olmanın çok yararlı olduğunu düşünmüyorum.
Fakat öğrenmeye meraklı bir insan isek buna değer veriyor isek, kullandığımız
kelimeleri bilerek ve tanıyarak kullansak daha iyi olur diye düşünüyorum.
.png)