25 Mayıs 2023 Perşembe

GÖNÜL ANDELİBİ GÜYA

Bursa  şehrinin merkez ilçelerinden birinin adı Yıldırım’dır. Yıldırım sınırlarında kalan,   dar sokakları bol,  dağa doğru bir mahalle  var, adı Yeşilyayla. Yeşilyayla gerçekten de  çok sayıda bahçeli eve,  ev sahipliği yaptığı için hala daha yeşil, adı gibi.  Ortadan bölünmüş, gidiş ve gelişi olan çift şeritli bir ana caddesi varsa da tek şerit daima otopark olarak kullanıldığı için,  bir gidiş bir geliş ile yoğun bir tırafiğe sahip bir caddedir Yeşilyayla’nın ana caddesi. Yol boyunca sağlı sollu dükkanlar ve alış veriş merkezleri vardır. Kalabalıktır. Canlıdır. Mesken semtine doğru yaklaştıkça sağ kol üzerinde hatırı sayılır büyüklükte bir bina var Yusufeli’liler Kültür Ve Dayanışma Derneği’ne ait. Tabelası çok dikkat çekici olmadığından yoldan geçen sıradan insanlar   fark etmezler onu. Adres  olarak sorsanız bilmeyen çıkabilir.

Otuz yıl kadar önce kurulan bu dernek, bütün gurbetçi ve göç hayatının tadına bakmış insanların memleketlerinin dernekleri gibi,  temel bazı faaliyetleri amaçlayarak kurulmuş olsa da  birkaç yıldır Türk Sanat Müziği   korosu kurarak değişik bir  etkinliğe de kapılarını açmış.

Türk Sanat Müziği babalarımızın müziği olarak,  bizlerin hayatına babalarımız dünyamızdan çıkınca girdi. Alışveriş merkezlerinden ziyade lüks kebap lokantalarının fon müziği olarak kullanılan Türk Sanat Müziği  eserleri ve onların içinde geçen kelimelerle  tanışmaya ne de çok ihtiyacımız  varmış meğer.

Gönül andelibi güya, ifadesi bunlardan biri. Zeki Müren’den dinlemenizi öneririm önce. Sonra diğer sanatçılarımızdan da dinlemek güzel olur. Sözler şöyle:

 Ah  Yine neş’e-i muhabbet dîl-ü cânım etti şeydâ

Ah  Yine bezm-i ayş û vuslat edip ehl-i aşkı ihyâ

Ah  O güzel başın için, o hilâl kaşın için gel

Ten ni ten ni ten nen ni te ne nen

Ten ni ten ni ten nen ni te ne nen

Ten ni ten ni ten nen ni te ne nen

Gel, gel dilde nihanım gel gel kaşı kemânım

Ah Aman ey gül-i nihâlim beni eyle vasla şâyân

Aman ey gül-i nihâlim beni eyle vasla şâyân

Ah Sana cân û dîl fedâdır gönül andelib-i gûyâ

San can-ü dîl fedâdır

Ah  Gönül andelib-i gûyâ

Eser  Hammâmîzâde İsmail Dede Efendi’ye ait.  Hicaz makamında. Usül olarak da Yürük Semai Usülünde diye  tarif ediliyor.

Bu dünyaya gelip, bu şarkının sözlerini öğrenmeden ve telaffuz etmeden gitmek doğru olmayacakmış. Çok iyi hissettim kendimi. Huzurlu ve neşeli. Üstelik biz bu şarkıyı koro olarak Bursa’nın büyük bir sanat merkezinde icra ettik. Hocamız Özcan Özbey’e ne kadar teşekkür etmeğe çalışsak,  edemeyiz emekleri için, bu şarkıları seçtiği için.

Müzik insan hayatının kıymetli etkinliklerinden biri. İyi bir müzik her dilde anlaşılabiliyor ve her kalbe değebiliyor. Bazı insanlar bazı şarkıları farklı ve güzel yorumlayabilirler. Bazı şarkılar ve türküler kim tarafından söylenirse söylensin kulağımıza hoş gelebilir de bazıları da ancak bazı sanatçıların icrasında güzel olur.

Unutmamamız gereken farklı şeyler de var. Mesela insan ne kadar güzel bir sese sahip olursa olsun, ses tellerini kendi yapmış kendi kurgulamış değildir. Gırtlağını, akciğerlerini kendi biçimlemiş değildir. Yine de her türlü ses belli ki eğitilebilir, yeni bir şekle,  bir olgunluğa sokulabilir. Bu da hatırı sayılır bir zaman alacaktır.

Koromuz dolayısı ile,  daha çok çalışsaydık her şey daha güzel olabilirdi diye düşünüyorum mesela. Yine de bütün arkadaşlarımız güzel çalıştılar ve iyi bir konser oldu. Bizlere eşlik eden müzisyenlerin katkısı da çok değerli. Onlar olmasa bizim yalın seslerimizi kendimiz bile sevmeyebilirdik. Burada o enstrümanları yapanları hatırlamak biraz zor olsa da hatırlamadan geçersek  ayıp olur. Kendimize bunu yakıştıramayız.

Muhabbet kelimesi rahmetli  babamın bana hediye ettiği Ferit Devellioğlu’nun Osmanlıca Sözlüğünde mahabbet olarak yazılı ve muhabbet kelimesinin karşısında “aslı mahabettir” diye yazıyor. Zeki Müren de mahabbet diye okuyor zaten. 

Andelib, kelimesinin anlamı da bülbül.

Bir de ayş kelimesi var. Hayat ile var olmak ile ilgili.

Kelimelerin karşılıklarını doğru olarak bilmeden ve telaffuz etmeden de günlük hayatımız renkli geçebilir.  Hafriyat kelimesini harfiyat diye telaffuz eden birini düzeltmeye kalksak alacağımız en saygı dolu ifade  “öyle de olur böyle de olur ne fark eder” olacaktır. O nedenle ben bunların düzeltilmesi ile ilgili  olmanın çok yararlı olduğunu düşünmüyorum. Fakat öğrenmeye meraklı bir insan isek buna değer veriyor isek, kullandığımız kelimeleri bilerek ve tanıyarak kullansak daha iyi olur diye düşünüyorum.