Ana içeriğe atla

Kayıtlar

KÜTÜPHANE VE BİSİKLET

 Peter Golkin demiş ki: "benim  çok sevdiğim iki şeyden biri kütüphane, birisi de bisiklettir. Ve en iyisi de kütüpaneye bisiklet ile gitmektir. " Ne güzel bir söz olmuş. Şiir gibi. Şarkı gibi. 

İSMET ÖZEL'İ NASIL TANIMALI

 İsmet Özel hakkında çok şey söylenip yazılmış  olsa da onların hepsini okusanız  bile bir özet karara varmak kolay değil.  Ben kendimce şu sonuca vardım: kapitalizmden nefret eden şair.  

CEM KARACA'YI ANLATAN FİLM

 Epey aradan sonra sinemaya gittim.  Salon dolu değildi. Cem Karaca'yı tanıyan ve onun şarkılarını dinleyen insan sayısındaki  azalmayı tahmin etmek mümkün. Yine de  izleyiciler güzel insanlardı. Sessiz sakin izledik. Biraz ağladık. Bizim de gözyaşlarımız vardı filmin ismine taşınan Cem Karaca'nın Gözyaşları gibi.  Sabah hatırladım, ben Cem Karaca'yı çok eskiden rüyasında görmüş biriydim.  Filmin en başarılı taraflarından biri şarkılara boğulmamış olması. Bir müzisyenin hayatı anlatılıyor ve çok sayıda şarkısının filmi süslemesi beklenebilirdi. Ama öyle yapılmamış ve bu kanımca çok yerinde olmuş.  Cem Karaca'yı oynayan sanatçı, Cem Karacaya çok benzemese de hal, hareket ve duruşunu çok özümsemiş ve güzel oynuyor. Şarkıları Cem karaca mı okuyor, film sanatçısı mı okuyor, ancak Cem Karaca'yı  iyi dinleyenler ayırt edebilir.  Toto Karaca yani Cem Karaca'nın annesini oynayan sanatçımız da çok başarılı. Babasını oynayan sanatçımız da çok başarılı....

SOSYAL MEDİYA DENİLEN ŞEY

Sosyal mediya denen şey, yalan dünyasının  yalan dünyası. ve kadın "blog yaz o zaman" deyince  gülüyorlar onu dinleyenler, kahkahalarla o da zaten gülmelerini bekliyor

ABONELİK HATIRLATMASI

Ne kadar daha sürecek bilemiyorum ama şimdilik boş kaldığım vakitlerde internette video izliyorum.  Bana çok itici gelen bir şey var: başlıklar ve konuların genel ekrandaki sunuluş biçimleri tuzaklarla dolu. Daha başlarken kandırılmak üzere olduğumuzu  hissediyorsak  nasıl güzel bir ilişki kurulabilir. Çok zor. Bir de abonelik hatırlatması var ki evlere şenlik. Herhangi bir kanal düşünün ki  hayatın anlamını sorguluyor, kadın erkek ilişkilerini sorguluyor, parayı sorguluyor, dinleri sorguluyor, Tanrı'yı sorguluyor ve sizden abone olmanızı istiyor. Bu kadar ağır mevzularla ciddi bir ilişkisi olan bir insan zaten aboneliği hatırlatmaktan vazgeçmiş olsun artık. Dolayısı ile bu tür kanallar ve kayıtlar sadece bizleri bir uyuşturucu ilaç gibi uyuşturmak dışında hiç bir işe yaramıyor. Beş dakika bakmaya değmez. Sonuçta elde kalan bir şey yok.  Bilenler söylemez, söyleyenler bilmez, diye bir bilgi vardı. Boş muymuş yani içi o bilginin. O kadar zaman bizi etkilemiş....

Kapıda Ayakkabı Bırakmak

Bir evin kapısında ayakkabı bırakmanın iki boyutu vardır: 1. biyolojik boyutu, 2. Ahlaki-davranışsal boyutu. Ev dediğimizde de bu bir müstakil ev olabileceği gibi apartman dairesi de olabilir.  Biyolojik boyut, ayakkabının altındaki toz ve kirleri evin içine taşımakla ilgilidir. Bu tamamı ile yaşadığınız mahalle ve şehir ile ilgili olup, kirli sokaklarınız yoksa ayakkabılarınız da kirli olarak eve dönmeyecektir. Bir yağmur yağması ile sokağınız çamur oluyor da olabilir.  Diğer yandan kendi başımıza yaşarken kapıda ayakkabı bırakmamak kolay olabilir ama kalabalık bir misafirimiz olsa herkesin ayakkabısını içeri alacak yerimiz de bulunmayabilir.  Apartman hayatı, şehir hayatı empati yapmadan  güzel olamaz. Birbirine komşu iki dairede oturan insanlar kapıda ayakkabı bırakırken, kendilerine şu soruyu sormalılar: komşum da benim bıraktığım gibi ayakkabılarını bıraksa ben ne düşünürüm? 

GÖNÜL ANDELİBİ GÜYA

Bursa  şehrinin merkez ilçelerinden birinin adı Yıldırım’dır. Yıldırım sınırlarında kalan,   dar sokakları bol,  dağa doğru bir mahalle  var, adı Yeşilyayla. Yeşilyayla gerçekten de  çok sayıda bahçeli eve,  ev sahipliği yaptığı için hala daha yeşil, adı gibi.  Ortadan bölünmüş, gidiş ve gelişi olan çift şeritli bir ana caddesi varsa da tek şerit daima otopark olarak kullanıldığı için,  bir gidiş bir geliş ile yoğun bir tırafiğe sahip bir caddedir Yeşilyayla’nın ana caddesi. Yol boyunca sağlı sollu dükkanlar ve alış veriş merkezleri vardır. Kalabalıktır. Canlıdır. Mesken semtine doğru yaklaştıkça sağ kol üzerinde hatırı sayılır büyüklükte bir bina var Yusufeli’liler Kültür Ve Dayanışma Derneği’ne ait. Tabelası çok dikkat çekici olmadığından yoldan geçen sıradan insanlar   fark etmezler onu. Adres  olarak sorsanız bilmeyen çıkabilir. Otuz yıl kadar önce kurulan bu dernek, bütün gurbetçi ve göç hayatının tadına bakmış insanları...